4 Temmuz 2017 Salı

Marka Olmak Neyse de Adam Olmaz Zor Zanaat Azizim

2015 yılının Aralık ayında Congresium’da Ankara Marka Festivali’nin ilki düzenlenmişti. Yaklaşık on bin kişinin katıldığı festivale çalıştığım yer beni de göndermiş ve ben o festivalde 3 gün boyunca belki de 3 yılda öğrenemeyeceğim şeyleri  öğrenmiştim.

Öncelikle şunu belirteyim. 2015 yılında katıldığım bir festivalle ilgili yazıyı bugün yazmamın sebebi, bu başarı hikayesinin bir yerlerde kayıtlı kalmasını ve okuyanların "Ben de yapabilirim" diye güç bulup harekete geçmesini istememden.
Festivalde bireysel markalar haline gelmiş yabancı ve Türk konuşmacılar; nasıl marka olduklarını, başarıya götüren yolların neler olduğunu, bu yolda nelerle karşılaştıklarını çok samimi bir şekilde paylaşmıştı. Yalan yok atadan zenginleri ya da bir markanın devamını getirenleri dinlerken pek feyz almasam da onlardan öğrendiklerim de olmuştu ama asıl etkilendiklerim markalarını yoktan var edenlerdi.
Belki festivalden hemen sonra sıcağı sıcağına yazsaydım daha çok şey anlatabilirdim ama aklıma kazınan birkaç başarı öyküsünü anlatmak istiyorum. Konuşmacıların çoğunu keyifle dinlemiş ve notlar almış olsam da öyle biri vardı ki kendisinden o gün haberdar olup başarı hikayesinin önünde saygı ile eğilip konuşmasının bitiminde avuçlarım acıyana kadar kendisini alkışlamıştım.


Sezgin Baran KORKMAZ. Karslı genç bir işadamı. SBK Holding Yönetim Kurulu Üyesi. Kendi deyimi ile “Batan Şirket Doktoru.” Batan ya da batmaya yüz tutmuş şirketleri satın alıp iyileştiriyor ve tekrar piyasaya sürüyor. Elde ettiği karın büyük bir bölümünü sosyal yardımlara harcıyor. Ve en çok da eğitime önem veriyor.

Genç işadamı Kars’ın Digor ilçesinde dar gelirli bir ailenin okuyamamış çocuğu. Ailesinin geçimine katkı sağlamak için küçük yaşlarda ayakkabı boyacılığı yapan ama hep hayalleri olan birisi. Büyük adam olmak en büyük ideali. Ve en büyük hayali Türkiye’nin doğusu ile batısı arasındaki mesafeyi kapatmak.

Çocukken, hayallerinin bir gün gerçek olacağına pek kimseyi inandıramamış. Öyle ki evlerine misafir geldiğinde: “Hadi Baran misafirlere hayallerini anlat bakalım” dediklerinde hayallerini tiyatro oynar gibi anlatırmış.

Günün birinde Korkmaz ailesi İstanbul’a göç ediyor. Sezgin Baran Korkmaz gündüzleri okula gidip öğleden sonraları ayakkabı boyacılığı yapıyor. Kendisi zaten ufak tefek olduğu için boya sandığını her gün taşımak zor olduğundan akşamları eve giderken boya sandığını tersane gibi bir yerde geminin birinin ayağına saklıyor. Öğlenleri okuldan çıkınca aynı yerden sandığını alıp boyacılık yapıyor. Yine bir gün okuldan çıkıp tersaneye bir gidiyor, gemi yok. Boya sandığı da gemi ile birlikte gitmiş. Çok üzülüyor. Çünkü ailesine yardım etmesi, para kazanması lazım. 


Ne yapabilirim diye sokaklarda dolaşırken bir dönercinin kapısında “bulaşıkçı aranıyor” ilanını görüyor. İçeri girip başvurmaya çalışıyor ama ufak tefek olduğu için bulaşık tezgahına yetişemeyeceğinden garsonlar işe almak istemiyor. Patron yaşlı bir hacı amca. Ayaklarının altına iki tane meyve kasası koyarsanız yetişir deyip işe alıyor Baran’ı. Neyse Baran sabahları okula gidiyor, öğlenleri de akşama kadar dönercide bulaşıkçılık yapıyor. Hacı patron sık sık yanına gelip “İsraf haramdır, suyu idareli kullan” diye öğütler veriyor. Gel zaman git zaman Baran bir bakıyor, tabaklarda geri gelen dönerlerin çoğu çöpe gidiyor. Bulaşığı ayırırken yenmemiş dönerleri ve ekmekleri bir yere ayırıp o dönerleri Salı pazarında satmaya başlıyor. Hem de tek başına değil, ayakkabı boyacılığından edindiği arkadaşlarından kurduğu teşkilat ile.

Günün birinde hacı patron pazarda Baran’ı görüyor, vay sen misin benim dönerlerimi pazarda satan diye kendisine kızıyor ve yanlış hatırlamıyorsam işten kovuyor. Baran da “Ya hacı amca sen demedin mi israf haramdır diye, dökülecek olan dönerleri satıyorum” diye kendisini savunuyor.

Sezgin Baran Korkmaz’a Allah yürü ya kulum ne zaman demiş hatırlamıyorum ama muhtemelen hayallerinin peşinden azimle ve inanarak koşuyor ve günün birinde hayallerini gerçekleştirerek büyük adam oluyor.

Marka Festivalindeki konuşmasında şu sözleri beni çok etkilemişti: “Çocukken, hayallerime inananlar ayakkabılarını boyadığımda bana daha çok bahşiş verirdi. Bana inanıp fazla bahşiş veren kişilerin çocukları şimdilerde benim hastanelerimde doktor, şirketlerimde yönetici. Size inanan insanların siz de değerini bilin, sahip çıkın. Ve ne olursa olsun çocuklarınıza, torunlarınıza hiçbir şey bırakmayın. İzin verin kendileri kazansın.”

Ve şunu da eklemişti, çocukken bulaşıkçılık yapıp kovulduğu o ünlü dönerci, şimdilerde kendisine aitmiş.

Neredeyse 2 yıl olacak bu konuşmayı dinleyeli ama etkisi hala üzerimde. Nice okullardan mezun olup kendisine bile hayrı olmayan insanları gördükçe, dar gelirli bir aileden gelip okuyamadığı halde hayallerinin peşinden koşan, bir çok insana hem iş hem gelecek sağlayan Sezgin Baran gibi insanlar gözümde daha bir yüceliyor. 

Bu yazıyı yazarken kendisi ile ilgili unuttuğum bir şey var mı diye internette araştırırken tüylerimi diken diken eden şu haberi gördüğümde kendisine olan saygım bir kat daha arttı:

Sezgin Baran Korkmaz 2016 yılının Mayıs ayında oğlunun sünnet düğününde, düğünün başında eline mikrofonu alıp sahneye çıkıyor. “Hepiniz hoş geldiniz. Bu düğünü bugüne kadar en az 5 kez eşimle ‘Böyle bir dönemde düğün olmaz’ diyerek erteledik. Sonra baktık ki bizim ülkemize barış gelene kadar bizim oğlan askerlik çağına gelecek. Düğünü yapmaya karar verdik.”

Bu dokunaklı sözler misafirlerin yüzünde buruk bir tebessüm yaratıyor ve Baran Korkmaz devam ediyor konuşmasına: “Birazdan sizlere birer boş kese dağıtılacak. İçlerine hediyenizle birlikte lütfen adınızı ve adreslerinizi de yazın.”

Bu sözler aralarında valiler, milletvekilleri, işadamları, sanatçıların da bulunduğu davetlileri adeta şoke ediyor. Salonda buz gibi bir hava esiyor. Bu nasıl bir görgüsüzlük, nasıl bir saygısızlık? Adam utanmadan kimin ne takacağını sorguluyor, bu da yetmiyor “Mutlaka adresinizi de yazın” diyor. Korkmaz’ın bu sözleri üzerine salonda homurdanmalar başlıyor.

Sahnede elinde mikrofonla salondan gelen tepkileri seyreden Baran Korkmaz konuşmasını bitirmek için yeniden hamle yapıyor: “Şimdi hepiniz merak ediyorsunuz tabii, kardeşim takıyı anladık da adresimizi niye yazıyoruz? Anlatayım.. Ben Karslı bir ailenin okuyamamış çocuğuyum. İstanbul’a geldiğim yıllarda yoksulluğun dibini gördüm. Banklarda yattım. Yıllar sonra iş hayatında başarılı oldum. Banklarda yattığım o günlerden bugünlere taşıdığım tek bir hayalim vardı: Bu ülkenin doğusu ve batısı arasındaki mesafeyi kapatmak. Şu an bu salonda Kars valimiz de var. Düğünden önce Vali Bey’le konuşurken öğrendim ki memleketimde kız öğrenciler için acil bir yurda ihtiyaç varmış. Eşimle karar verdik, bugün sizlerin oğlumuza hediye edeceğiniz takıları o yurdun yapımı için Kars valiliğine bağışlayacağız. O yurtta kalacak kızlarımıza okula başladıkları ilk gün sizlerin isimlerinizi ve adreslerinizi vereceğiz. Her biri size kendi cümleleriyle teşekkürlerini ifade eden bir mektup yazacak.”


Baran Korkmaz konuşmasını bitirdiğinde tüm davetliler kendisini ayakta alkışlıyor. İstanbul’un en lüks otellerinden birinin balo salonu az sonra tarihinin en anlamlı anlarına sahne oluyor. Davetliler bir yandan gözyaşlarını silerken diğer taraftan sünnet düğünü için getirdikleri takılara ne ekleyebileceklerini düşünüyorlar. İstanbullu bir turizmci elindeki keseye Baran Korkmaz’ın oğluna takmayı planladığı tam altınla birlikte kolundaki lüks saati sokmaya çalışıyor. Anadolu’dan gelen bir tekstilci hanımefendi üzerindeki bütün mücevherleri almadığı için yeni bir kese daha rica ediyor.

O akşam İstanbul’daki o sünnet düğününde toplanan 1 milyon 870 bin lira Kars Valiliği’ne bağışlanmış. Kars’ın Digor ilçesinden çıkan bir gencin hayali binlerce Karslı genç kızın hayalinin gerçekleşmesine vesile olmuş.

Ne mutlu ki doymak adına başka yere de gitse doğduğu yeri unutmayan insanlarımız var. Ve yine ne mutlu ki o insanlar sayesinde azalıyor mesafeler..

Not: Ankara Marka Festivalinde (2015-2016) beni etkileyen diğer başarı öykülerini de paylaşacağım. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Değerli yorumlarınız için çok teşekkür ederim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...