28 Ekim 2011 Cuma

Anadolu Ateşi Maceramız :) Ve Birkaç Olan Biten..

Aklımıza geldikçe güldüğümüz bir macera yaşadık geçen hafta sonu. Biraz uzun olacak ama bütün ayrıntılarıyla anlatmam istendi :)

İşyerinden arkadaşım Bercan, Anadolu Ateşi'nin Ankara'da dansçı seçmeleri olduğunu söyledi. Girdik baktık internetten. Seçmeler 23 Ekim'de. O gün de 21 Ekim Cuma. 2 gün sonra seçmeler var. Başvuralım mı dedi. E hadi başvuralım dedim. Bunu dediğimizde saat akşam üzeri 5 falan. İnternetten başvuru formunu doldurmamız lazım ama formu açamıyoruz. Mesaimiz bitmek üzere. Baktık form açılmıyor İstanbul ofisi aradık. Durumu anlattık. Mail ile de başvuru yapabileceğimizi söylediler. Bu akşam mutlaka size dönüş yaparlar dediler. Adımızı, telefonumuzu ve dans geçmişimizi yazdığımız uyduruk bi mail attık.

İş çıkışı bi arkadaşımla birlikte onun gittiği dans okuluna gittim. Hocayı tanıyordum. Ona bi sorayım dedim. Seçmelerde ne sorarlar naparlar diye. Bi koreografi verirler, onu yapmanızı isterler dedi.

O gece aramadılar. Ertesi gün bi akrabamızın kına gecesine gitmiştim. Ordayken gece on buçuk gibi aradılar. Yarın 12'de seçmelere bekliyoruz dediler. Hemen Bercan'ı aradım. Benden sonra da onu aramışlar. Pazar günü de bi gece önce kınası olan akrabanın nikahı var. Gitmedim artık nikaha falan. Bercan'ın da 23 Ekim evlilik yıldönümü. Sabah sabah yollara düşüp seçmelerin olacağı yere gittik.

CerModern diye bi yerde yapılıyor seçmeler. Acayip büyük ve ihtişamlı bi gösteri merkezi. Daha önce adını bile duymamıştık. Bi gittik acayip kalabalık var. Bi sürü başvuran ve onları bekleyen veliler. Allah dedik bi an. Nereye düştük :) Neyse başvuru masasına gidip numaralarımızı aldık. Bercan 157, ben 213.

Oraya buraya bakarken bi an Mustafa Erdoğan'ı gördüm. Anadolu Ateşi deyince belki de akla gelen ilk isim. Allah dedik bu mu seçecek acaba?

Önce hepimizi gösteri salonuna aldılar. Mustafa Erdoğan herşeyle birebir ilgileniyor. Anadolu Ateşi'nden, dans geçmişinden falan bahsetti ve hocaları tanıttı. Mustafa Erdoğan: "Çok iyi dans ediyor olabilirsiniz, çok esnek kıvrak da olabilirsiniz. Bunlar bizim için tabiki önemli kriterler. Ama benim için asıl önemli olan özgüveninizin olması ve iyi insan olmanız" dedi.

Bizi çalıştıran 4 tane hoca vardı. Öncelikle bütün başvuranlara büyük bi alanda ısınma hareketleri yaptırdılar. Sonra numara sırasına göre 20'şer 20'şer çağırıp önce bi modern dans koreografisi verdiler. Sonra başka bi hoca Adıyaman, teke, roman havası figürleri gösterdi.

Ve soyisim sırasına göre 20şerli grup halinde gösteri salonuna çağırmaya başladılar. Ben ve Bercan sonlardaydık. Bi taraftan figürleri çalışıyoruz, bi taraftan da karnımız acıktı yiycek bişeyler arıyoruz. Yukarda Divan Pastanesi vardı ama acayip pahalı. Tam o sırada velilerden biri bi poşet dolusu simit ve ayran almış. Onlardan dağıtıyordu. Bize de verdi sağolsun. Karnımız doyunca enerjimiz tekrar yerine geldi. Yarım yamalak öğrendiğimiz figürleri çalışmaya devam ettik.

Ama o kadar komiğizki. Bi köşede üç beş kişi Adıyaman çalışıyor, hemen onların yanına koşuyoruz. Başka bi köşede birileri roman havası oynuyor, hemen oraya koşup roman attırıyoruz. Teke öğrenmeye çok çalıştık ama herkesten bi fügür kaptığımız için yanlış öğrenmişiz, onu çok kastırmadık.

Yavaş yavaş sıra bize gelmeye başladı. Bu arada saat oldu 5. Hoplamaktan zıplamaktan acayip yorulmuşuz, enerjimiz bitmek üzere. Bercan bi ara "vaz mı geçsek acaba" dedi. Buraya kadar gelmişiz olmaz dedim. Neyse sıra Bercan'a geldi. Heyecanla girdi içeri. Ben de dışarda heyecanla onu bekliyorum. Nolcak diye. Birbirimize velilik yapıyoruz :) Neyse çıktı Bercan. Kısa boyluların hiç şansı yok, Mustafa Erdoğan uzun boyluları seçiyor o yüzden sen şanslısın dedi. 

O sırada sıra bana geldi. 20 kişiye yakın bi grupla içeri girdim. Susuzluktan gebermişim. Bercan'a dışardayken nolur bana su bul demiştim. Sahneye geçerken bi baktım Bercan bana su bulmuş kapıdan onu uzatıyor. İç hadi şunu dedi. Nerden bulmuşsa bulmuş, kimin içtiği belli olmayan yarım şişe suyu diktim kafaya :)

Gelelim o ana.... Sahneye çıktık. Karşımda Mustafa Erdoğan, bizi çalıştıran Anadolu Ateşi'nin dansçılarından oluşan hocalar ve başka başka tiplerden oluşan bi jüri. Mustafa Erdoğan'ı o güne kadar Anadolu Ateşi'nin sanat yönetmeni ve Gülben Ergen'in kocası olarak bilirdim. Ama adama hayran oldum. Çok yakışıklı biri diil ama acayip karizmatik. Sıcakkanlı. Bi taraftan da işini anormal ciddiye alan bi otoriteye sahip. Adamda bi ses tonu var, o konuşsun ben saatlerce dinliyim diyorsun.

Bercan'ın dediği gibi Mustafa Erdoğan kısa boyluları ve kiloluları direk eledi. Uçmadıkları ya da anormal birşeyler yapmadıkları sürece seçilme şansları yokmuş.

Sonra bale yapan var mı diye sordu. 11 yıldır bale yapan bi kızı, hiçbir figür yaptırmadan seçti. Dışarda çalışırken tipine bayıldığım bi kız vardı. Biraz sohbet etmiştik. Uzun boylu, iri kemikli, uzun gür saçlı hoş bi kız. Caz dansı yapıyormuş. Onu da hemen seçti. Halk dansları yapan var mı diye sordu. Yapanlar ellerini kaldırdı. İşte o an bittiğimi hissettim. Hoytur'da, okulların halk danslarında folklör yapan bi sürü insan vardı yanımda. Kendilerinden acayip emindiler. Benimse dün geceki kına gecesinde çektiğim halaydan öteye gitmeyen bi halk dansı geçmişim vardı. Üniversiteyden cha cha ve rumba yapmıştım ama onlar latin dansıydı ve Mustafa Erdoğan latin danslarından hiç hoşlanmıyordu.

Bikaç esneme hareketinden sonra sıra geldi koreografilere. Aklımda kalan yarım yamalak figürlerle bütün koreografileri yapmaya başladık. Bizim gruba son anda oryantal dansını da patlattılar. Bi de oryantal oynadık :)) O an hocalardan birinin dışarda söylediği bi söz geldi aklıma. Önünüzdeki ya da yanınızdaki doğru yapıyor sanıp onların hareketlerini yapmayın, aklınızda ne kaldıysa kendinizi nasıl rahat hissediyorsanız öyle dans edin demişti. Hemen topladım kendimi. Sıra roman havasına gelmişti. O an içimden "vurursan ancak burdan vurabilirsin kızım" dedim. Erdek'te çok fazla roman vardır. Her düğünde, eğlencede mutlaka bi roman havası çalar ve çok da güzel oynarlar. Onlardan öğrendiğim, aklımda kalan hareketleri yapmaya başladım. Yanımdakilerin figürleriyle alakası yok ama ben gene de yapmaya devam ettim :) (yazarken bile hala gülüyorum)
 
Ve heyecandan bayılacağım o an oldu. Mustafa Erdoğan beni işaret edip öne çağırdı. O an heyecandan bayılcam sandım. Hangi dansları biliyorsun dedi. Üniversitedeyken eşli danslarda dans etmiştim, cha cha ve rumba biliyorum dedim utana sıkıla. Halk dansı geçmişim yok, ne öğrendiysem bikaç saat önce dışarda öğrendiklerim kadar dedim halk dansı bilgim. Gülümsedi. Tekeyi oyna bakalım bi dedi. Bunu derken yanıbaşımda duruyor. Yarım yamalak bişeyler yaptım. Mustafa Erdoğan "bi figürü doğru yap seni seçicem" dedi. Yapamadım :( Ya bak bi tanesini doğru yap seni seçeyim diyor adam ısrarla. Yine yapamadım :(
 
Dışarıya çıktığımda Bercan kapıda beni bekliyordu. İkimiz de seçilememiştik. Acayip yorulmuştuk. Açlıktan ve susuzluktan bayılmak üzereydik. 6 saattir hoplayıp zıplamaktan heryerimiz dökülüyordu. Ama yol boyu gülmekten yerlere yattık :)))
 
Ertesi gün işyerinde bizim katın koridorunda figürleri gösterdik kızlara. Arkadaşlarımıza olanı biteni anlattık. Gülmekten, milletin gözlerinden yaşlar geldi. Cesaretimizden dolayı tebrik eden de oldu, ya ne manyaksınız diyen de :)))
 
Anadolu Ateşi'nin gösterilerini  izlediğimde her kuruşunu helal etmişimdir. Bi gün kendimi orda dans ederken hayal etmiştim hep. Olmadı. Ama bu hatıra bile bana yeter :)) Hem ünlü bi söz var: "Önemli olan yaşamak değildir, başarmak hiç değildir. Önemli olan insan kalmayı bilmektir." 

Pazartesi akşamı çok yorgun olmamıza rağmen "Şehit aileleri, Van'daki depremzedeler ve Somali'deki çocuklar ve anneleri için" düzenlenen yardım gecesine katıldık. Tango okulları ve Bilkent Sanat Sokağı ressamları düzenliyordu. Ablam da organizasyon komitesindeydi. Ünlü ressamlar tablolarını açık arttırmayla sattılar. Bilet ücretleri ve tablolardan sağlanan gelir Kızılay'a bağışlandı. 
 
Azra bebeği duymayan yoktur şu günlerde. Van'daki depremde göçük altından çıkarılan 14 günlük minicik bi bebek. Annesi sütü bitince tükürüğü ile beslemiş. Mucize bi bebek ve anne. Dün işyerinden çok sevdiğim arkadaşım Figen'in eşi açık kalp ameliyatı olmuştu. Akşam hastaneye Figen'i görmeye gittik. Eşi başarılı bi ameliyat geçirmiş. Morali de iyi. Hastaneden sonra bikaç arkadaş tam eve varmıştıkki "Keşke Azra bebeği de görmeye gitseydik" dedim. E hadi gidelim dedi bi tanesi. Bastık Azra bebeğin yattığı hastaneye gittik. Güvenliktekiler başhekimden izin almaya çalıştı ama izin vermediler. Annesi de aynı hastanede yatıyormuş, bari onu ziyaret edelim dedik. Eşinin durumundan dolayı morali bozuk olduğundan, onu görmemize de izin vermediler. Güvenliktekiler daha sakin bir günde Azra bebeği göstereceklerine söz verdiler.
   
Bu arada yarın 29 Ekim. Şimdiden Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

9 yorum:

  1. Okurken gülmekten kendimi alamadım.
    Valla cesaretinize gerçekten hayran kaldım.
    Seçilmesiniz de ömür boyu unutamayacağınız bir anı yaşamışsınız.
    Önemli olan başaramasanız bile, cesaret ve özgüvenle denemektir.
    Tebrikler:))
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  2. onları 1 kere izledim, tadı damağımda denir ya,işte öyle birşey :)

    Kahve Dükkanı'ndan sevgiler...

    YanıtlaSil
  3. Yazını okudukça inan kendimi yanındaymış gibi hissettim ve anlattıkların gözümde canlandı..
    Hiç unutulmayacak çok güzel bir anı..
    Sevgiler canım..

    YanıtlaSil
  4. Esmerim biçim biçim ölürüm Neslim için.

    Başarılar....

    YanıtlaSil
  5. Seçilmesenizde hoş bir anı olmuş canım, sevgiler..

    YanıtlaSil
  6. çok güzelsin nesli çok tatlısın

    YanıtlaSil
  7. bende bu pazartesi seçmelere gidicem bu yazını okuyana kadar kendimi kasıyordum ama şimdi çok rahatladım beraber yaşamışız gibi geldi bu anı :)

    YanıtlaSil
  8. merhaba, ben de yarın seçmelere gidicem :) google'a "anadolu ateşi seçmeleri" yazdım seçmeler nasıl oluyor belki bişeler paylaşılmıştır diye bi tek siz deneyiminizi paylaşmışsınız ne de iyi etmişsiniz :) kısa boylu olduğum için elenme ihtimalim yüksek ama yine de deniycem. merak ettiğim bi kaç nokta var, hocalar
    hareketleri bir kez mi gösteriyor? ve roman'da nasıl şeyler yaptınız ki o denli dikkat çektiniz :)
    paylaşımınız için çok teşekkürler...

    YanıtlaSil
  9. yalnız cer modern gösteri merkezi değil sanatlar merkezidir. içinde sergiler olur sanata dair . küçük bir düzeltme siz anldm kadryla üni. mezunusunuz cer moderni bilmemeniz şaşırtıcı nese gördünüz artık biliosunuz neyseki :)

    YanıtlaSil

Değerli yorumlarınız için çok teşekkür ederim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...