Ama bazı konularda da hassas davranıp tuzu, yağı ve tatlıyı ne kadar geç tanısa o kadar iyi diyerekten keskin sınırlar çizmiş de olabilirim. Bunlara bilgisayar, tablet, cep telefonu ve televizyon da dahil.
Çocuğumla birlikte geçirdiğimiz zamanları nasıl -kaliteli demeyeceğim- eğlenceli hale getirebilirim diye düşünürken, kendimi çocuk kitaplarına bakarken buldum. Gördükçe aldım, aldıkça okudum, okudukça sevdim ve sevdikçe mutlu oldum.
Hatta hayallerimi süsleyen mutfak tereğini alıp, içine en sevdiğim tabaklarımı koymak yerine kızımın kitaplarını yerleştirdim. (Ulaşabileceği bir hizaya asmamanın tek sebebi henüz küçük olduğundan kancalara ya da raflara asılmasını istemediğimden. Montessori kitaplıkları çok beğenmeme rağmen, koyacak yer sıkıntısından dolayı bir süreliğine erteledim. Ama o tarz bir kitaplığı koyacak yerimiz olur olmaz, ben tereğime kızım da kitaplarına kolayca ulaşabileceği kitaplığına kavuşacak inşallah.)
Meğerse çocuk kitabı demek çocuğunla yan yana vakit geçirmek, eğlenmek, çocukla birlikte öğrenmek demekmiş. Her ne kadar aynı kitabı sırf sevdiği için defalarca okumak bazen sıkıcı olsa da ne yalan söyleyeyim ben çocuk kitaplarını çok sevdim. Hatta bazı serileri kendim için almış bile olabilirim. Öyle güzel çizimler var ki, bir sanat eserine bakar gibi bakıyorum. Öyle masum anlatımlar, öyle sevecen hikayeler var ki, ulan gerçek hayat çok acımasızsın dedirtiyor.
Ve bunları düşünürken, çocuğuna çocukken bir tek kitap bile okumamış, ders kitapları dışında bir tek kitap bile almamış ebeveynlerin "okusun da adam olsun" diye ironik bir beklenti içinde olmalarına da anlam veremiyorum. Akademik başarı ile insani başarıyı hep ayrı tutmamdan belki de.
Çocuğuma kitap alarak, ona kitap okuyarak onun kitap kurdu olmasını istemiyorum. İlerde büyüük adam olup çok paralar kazanması için de değil çabam. Kitap okumasını istiyorum çünkü oyuncaklardan, teknolojik oyalamalardan, mekanik hayatlardan medet ummadan kitaplarla vakit geçirmesini, araştırmasını, öğrenmesini istiyorum. Büyüdüğünde canı sıkıldığında çıkarıp çantasındaki bir kitabı iki satır okuyup kafasını dağıtmasını, etkilendiği kelimeleri/cümleleri bir yerlere not almasını, kimsenin üstünü çizmesine gerek kalmadan kendisinin önem verdiklerinin altını çizmesini istiyorum. En önemlisi de hayallerini okuduklarının, öğrendiklerinin şekillendirmesini istiyorum.
Tıpkı benim, pastalarını kendimin pişirdiği bir cafe açma hayalimi, yıllar önce izlediğim bir filmde aklımda kalan görüntüye benzer, pastalarını kendimin pişirdiği, çocuklarla oyunların oynandığı, masalların anlatıldığı bir pastacı çocuk kitapçısı açma hayali ile yer değiştirmem gibi.






