Cafe Fernando etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cafe Fernando etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ağustos 2019 Salı

Vişneli Brownie


Bir yazın daha sonuna geldik. Aslında Ağustos ortası olmasına rağmen Ankara’da sonbahar yüzünü göstermeye başladı. Mevsimlerden yaz ve kış insanı olsam da, kavurucu sıcaklardan sonra bu hafif üşütüp hırka giydiren havaları da sevmedim değil.

Bu seneki yaz tatilim bitti. Tatilde en çok neyi özledin diye sorsalar; bir saniye bile düşünmeden evimin salonunda koltuğa uzanıp Cafe Fernando’nun kitabındaki tarifleri okuyup, o tarifleri pişirip, pişenden bi ısırık alıp gözlerimi kapatıp çiğnerken, ulan ne mübarek adamsın CF diye mutfakta kendi kendime gülümsemeyi derim.

Yemin ediyorum Cafe Fernando ona yazdıklarımı ve yaptıklarımı görse beni nüfusuna alır, benden sonra bayrağı sen devralmalısın çekirge deyip beni bağrına basardı. Her ne kadar ben Cafe Fernando dedikçe eşimin suratı azıcık ekşiyip biraz da asılsa da o da anladı ki deli gibi sevmek ruhumuzda var.


Cafe Fernando’nun brownilerinden defalarca yapmış biri olarak, kilom kadar çikolata giren bu brownilerde, çikolatanın o yoğun tadını kıran hep bi ekşilik, bi böyle kıtırtıyla ağızda dağılmalar falan aradım. Meğerse aradığım güzellik vişneli brownide saklıymış. Ve ne yazık ki bazı tariflerin tarifi imkansız. Ta ki deneyip tadana kadar..

Daha önce brownie yapmadıysanız başlangıcı klasik brownie ile yapıp, tahinli leblebili ile devam edip, vişneli ile taçlandırmanızı öneririm. Zirve neresi bilmiyorum. 

Bu kadar haklı övgüden sonra gelelim efsane bir lezzete sahip vişneli browninin tarifine..


MALZEMELER:
3 yumurta
100 gr. tereyağı
140 gr. sütlü çikolata
220 gr. bitter çikolata
100 gr. beyaz çikolata
130 gr. toz şeker
140 gr. un
1 çimdik tuz
1 kase donmuş vişne


YAPILIŞI:
  • Brownie kabınızın ortasını ve kenarlarını tereyağı ile yağlayıp dışardan taşacak şekilde yağlı kağıt serin. Yağlı kağıdın üzerini ve kenarlarını da yağlayın.
  • Tereyağını benmari usulü eritin. (Ben çelik bir tencerenin içine su koyup, üzerine cam kase oturttum. Kısık ateşte spatula yardımı ile tereyağını erittim.) 
  • Eriyen tereyağının içine sütlü ve bitter çikolatayı parçalayarak ekleyin. Spatula ile sürekli karıştırarak tereyağına yedirin. (Bu süreçte aman dikkat kasenin içine su girmesin.) 
  • Çikolatalar tamamen eriyip homojen bir karışım olduktan sonra kaseyi tencerenin içinden çıkarıp soğumaya bırakın. 
  • Mikser kabında yumurtaları ve şekeri mikserin en hızlı ayarında beş dakika çırpın.
  • İçine yavaş yavaş çikolatalı karışımı ekleyin. Birkaç dakika daha çırpın. Mikseri kapatın. 
  • Unu ve tuzu ekleyip spatula ile karışıma yedirin. (Tuz kullanmamızın sebebi, çikolatanın keskinliğini arttırmak) 
  • Brownie kabınıza karışımı döküp üzerini düzleyin. Biraz katı bir karışım olacak endişelenmeyin. Beyaz çikolatayı karışımın üzerine yerleştirip, brownie harcı ile üzerini hafifçe kapatın. 
  • 160 derecelik önceden ısıtılmış fırında 10 dakika pişirin. 
  • 10 dakika sonra donmuş ve havlu kağıtla suyu alınmış vişneleri browninin üzerine dizip tekrar fırına verin. 20 dakika kadar da vişnelerle pişirin. Buradaki pişme süresi sizin brownide sevdiğiniz kıvama bağlı. Daha akışkan bir kıvam isterseniz 15 dakika pişmesi yeterli. Ben daha kıtır sevdiğimden 20 dakika pişirdim. 
  • Pişen browniyi soğuduktan sonra yağlı kağıttan çıkarıp mümkünse bir gün dinlendirin. Mümkün değilse çayınızı, kahvenizi hazırlayıp servis yapın.

Afiyet şeker olsun.

13 Mart 2019 Çarşamba

Ekşi Mayalı Ekmek


Bence evrende insanlar ikiye ayrılmalı. Cafe Fernando’yu tanıyanlar ve Cafe Fernando’yu tanımayanlar. Eğer Cafe Fernando’yu daha önce hiç duymadıysanız ve şu an haberdar olduysanız, şanslısınız. Çünkü artık onu tanımak için bir fırsatınız var. Zaten tanıyorsanız, onunla ilgili çok da fazla cümle kurmama gerek yok.

Tanımayanlar için söyleyeyim, Cafe Fernando bir cafe değil. Mükemmeli fazlasıyla aşmış bir yemek bloğu yazarı. Üstelik erkek. Adı Cenk. Ben kendi dünyamda ona Cenk hazretleri diyorum.

Tanıyanlar bilir. Blogdaki tarifleri harika bir anlatıma sahiptir. Yemek yapmasanız bile oturup tariflerini okumak istiyorsunuz. Hayatında yumurta bile kırmamış ama Cafe Fernando hayranı olan binlerce insan var. Cafe Fernando’nun ekşi maya tarifine 500 yorum yapılmış. Instagramda değil ha, blogda. Instagramdaki bazı paylaşımcılar gibi yoruma kalp koy, nokta koy, öyle tarif vereyim diyenlerden de değil. Her ayrıntıyı anlatıyor. Her sorulan soruya cevap veriyor. Hatta 3 sene önce ekşi maya ile ilgili benim zeka seviyesi oldukça düşük sorularıma bile cevap vermiş. Yıllar sonra ekşi maya yaparken bloğuna girip tarifine bakarken fark ettim.

Daha geçenlerde ekşi maya yapımı çok zor, müthiş sabır istiyor demiştim ya, halt etmişim. Ekşi mayalı ekmek yapmak bence, ekşi maya yapımı X100 zorlukta. Ne var canım; karıştır unu, suyu, mayayı, tuzu. Yoğuruver. Azıcık mayalansın. Atıver fırına. Al sana ekmek diyenler varsa okumayı burada bırakabilir. Çünkü ekşi mayalı ekmek yapmak bu kadar basit değil. Cafe Fernando’ya göre hiç değil.


Ekşi mayamı yaparken de, ekşi mayalı ekmeğimi yaparken de zorlandığım yerler oldu. Ancak Cafe Fernando zeka seviyesi biraz yükselmiş sorularımı bile cevapladı. Sıfır ego, sıfır ukalalık, maximum profesyonellik ve ultra içtenlikle..

El sıkışıp, külliyatını imzalatıp, merhaba ben Neslihan, sizin hayranınızım deme şansım henüz olmadı ama Cafe Fernando’nun beni tanımıyor olmasında zerre kaybı yok. Ama benim Cafe Fernando’yu tanıyor olmam müthiş bir kazanım. Çünkü ekşi mayamı da, ekşi mayalı ekmeğimi de onun tarifiyle yaptım. Sonuç bu. Varın tadını siz düşünün.


Ben 14. günün sonunda ekşi mayayı buzdolabında saklamaya başladım. Buzdolabında muhafaza ederseniz 3-4 günde bir, hatta haftada bir beslemeniz mümkün. Ama oda sıcaklığındaki gibi bir kabarma beklemeyin. Çünkü buzdolabında beslenen maya zayıflıyor. Ekmek yapmadan önce ekşi mayanızı dışarı çıkarıp birkaç saat (mümkünse 1 gün) oda sıcaklığında tutun ve öyle besleyin. Ekmek yapmaya başlamadan önce ekşi mayanın %80’ini atıp (isterseniz atacağınız miktarı da başka bir kavanozda besleyip çoğaltabilirsiniz.) 125 gram (3/4 su bardağı + 2 yemek kaşığı) beyaz un ve tam buğday unu (%50-%50) karışımı, 125 gram (1/2 su bardağı + 1 tatlı kaşığı) içme suyu ile besleyin. Kabarıp üç katı olunca ekmeğinizi yapmaya başlayabilirsiniz.


Ekmek yapımı, ekşi mayayı test etmekle başlıyor. Bir kaseye oda sıcaklığında su koyup ekşi mayadan sadece bir yemek kaşığı kadar aktarın. Suyun üzerinde yüzüyorsa ekşi maya hazır demektir. Eğer batıyorsa, ekşi mayanın geri kalanını üzerini örtüp sıcak bir köşede bekletmeye devam edin. (Kapalı fırında yanında 1 bardak kaynar suyla bekletebilirsiniz.) Yarım saat sonra testi tekrarlayın. Ekşi mayanız suyun üzerinde yüzmeye başladığında ekmek yapmaya başlayabilirsiniz.


EKŞİ MAYALI EKMEK TARİFİ
Miktar: 1 adet
Tarif, tamamen Cafe Fernando'dan alınmıştır.

Malzemeler:

320 gram (1 + 1/3 su bardağı) içme suyu, 26-27 derece arasında
100 gram ekşi maya
50 gram (1/3 su bardağı) tam buğday unu
455 gram (3 + 1/4 su bardağı) ekmek unu
10 gram (1,5 tatlı kaşığı) tuz

Yapılışı:
  • Ekşi mayayı test etmek için bir yemek kaşığı kadarını oda sıcaklığında su dolu bir kaseye aktarın. Batmadan yüzüyorsa hazır demektir. Dibe çöküyorsa, ekşi mayayının durduğu kaseyi bu testi geçene kadar üzeri kapalı bir şekilde mutfağınızın sıcak bir köşesinde bekletin. Eğer tarifi kış aylarında veya soğuk bir günde deniyorsanız, kapalı fırında yanında 1 bardak kaynar suyla bekletmek. Yarım saat sonra testi tekrarlayın. 
  • Suyun 300 gramını (1 + 1/4 su bardağı) çok yayvan olmayan büyük boy bir karıştırma kabına aktarıp ekşi mayayı ekleyin. Tahta bir kaşık yardımıyla maya suda çözülene kadar karıştırın. Ardından unları ekleyip un parçaları tamamen kaybolana kadar elinizle karıştırıp tepesini temiz bir mutfak havlusuyla örtün ve mutfağınızın sıcak bir köşesinde yarım saat boyunca dinlendirin. Tarifi soğuk bir günde deniyorsanız yine kapalı fırının içinde yanında bir bardak sıcak suyla bekletebilirsiniz. 
  • Dinlenme süresinin sonunda suyun geri kalan kısmını (20 gram; yaklaşık 1,5 yemek kaşığı) ve tuzu ekleyip hamura iyice yedirene kadar elinizle yoğurun. Hamur başta kesilmiş gibi gözükebilir. Endişe etmeyin; yoğurmaya devam ettikçe bir araya gelecektir. 
  • Bu noktada ekmeğin ilk kabarma süreci başlıyor. Bu süreç boyunca ekmeğin 26-28 derece arasında muhafaza edilmesi gerekiyor. Kapalı bir fırının içinde yanında bir bardak sıcak suyla bekletebilirsiniz. İlk iki saat boyunca her yarım saatte bir, onu takip eden üç saat boyunca da saat başı hamuru fırından çıkartıp hala kabın içindeyken ıslattığınız elinizle kabın yanından girip hamuru altından yakalayın ve biraz kaldırıp diğer köşeye doğru katlayın. Bu şekilde hamurun etrafını dolaşarak her turda 3-4 katlama yapacaksınız. Toplamdaki beş saatlik sürecin sonlarına doğru hamur kabarıp havalanmaya başlayacaktır. Son birkaç turda elinizden geldiğince havasını almamaya çalışın. Eğer bu sürecin sonunda hamurda çok fazla bir değişiklik olmadıysa – yani hafifleyip formunu daha iyi korumaya başlamadıysa – birkaç tur daha katlayabilirsiniz. Değişiklikleri bu süreçten önce gözlemlerseniz de kabarma sürecine daha erken son verebilirsiniz. 
  • Hamuru hafifçe unladığınız bir tezgaha, varsa plastik bir hamur spatulasıyla sıyırarak, aktarın. Hamurun unlanmış, tezgaha bakan yüzeyini yanlarından içine doğru katlayarak altta kalan unlu yüzeyle bütün ekmeğin kaplanmasını sağlayın. Ardından ters çevirip yanlarından ellerinizle sıkıştırarak ve ellerinizin tezgaha değen kısımlarını hamurun ortasına doğru ittirerek tok bir yuvarlak haline getirin. Pürüzsüz bir yüzey elde etmelisiniz. Eğer size bakan kısımlarda yırtıklar varsa bu çok ileri gittiğinizin işaretidir. Bu adımdaki amaç, minimum adette katlamayla maksimum direnci elde etmek. Hamurun üzerini hafifçe unlayıp üzerine baskı yapmayacak şekilde temiz bir mutfak havlusu örtün ve yarım saat dinlenmeye bırakın. Bu sürenin sonunda hamur bir miktar yayılacak ama çevresi boyunca şişkinliğini koruyacaktır. Eğer çok fazla yayılıp çevresi neredeyse dümdüz olduysa bu adımı tekrarlayıp yine dinlendirin. 
  • 29 cm çapında ve 8 cm yüksekliğinde bir kaba (ben ekmek sepeti kullandım) temiz bir mutfak havlusu serin ve bolca unlayıp bir kenarda bekletin. 
  • Hamurun üzerindeki mutfak havlusunu kaldırıp tepesine hafifçe un serpin. Hamur spatulasıyla size yakın olan kısımdan girip tezgahın ilerisine doğru hamuru ters çevirin. Böylelikle hamurun unlu yüzeyi tezgaha bakacak. Bu son katlamada hamuru mümkün olduğunca söndürmemeye çalışın. Hamurun size yakın olan tarafının altından girip kendinize çekerek bir miktar uzatın ve hamurun orta noktasına doğru katlayın. Ardından hamurun sağ tarafının altından girip sağa doğru bir miktar uzatıp yine hamurun orta noktasına katlayın. Aynı işlemi hamurun sol tarafıyla da yaptıktan sonra size en uzak olan tarafını uzatıp diğer katların üzerine katlayın ve parmak uçlarınızla sıkıştırarak tutunmasını sağlayın. Hamuru yuvarlayarak ters çevirin. Böylelikle alttaki pürüzsüz yüzey size bakacak. Yine ellerinizle sıkıştırarak, ellerinizin tezgaha değen kısımlarını hamurun ortasına doğru ittirerek ve hamuru etrafında çevirerek tok bir yuvarlak haline getirin. Bu yuvarlama esnasında amaç ekmeğin yüzeyini yırtmadan germek. Yuvarladıkça alttaki birleşme noktalarında toplanan hamuru parmaklarınızla sıkıştırarak sabitleyebilirsiniz. Hamuru pürüzsüz yüzeyi unlanmış havluya bakacak şekilde kaba yerleştirin. Eğer tabanındaki birleşme noktaları sabitlenmediyse havasını almamaya özen göstererek sıkıp sabitleyin ve üzerine hafifçe un serpip yine bir havlu örtün. 
  • Bu aşamada iki seçeneğiniz var: 3-4 saat boyunca oda sıcaklığında kabarmasını bekleyip (yine kapalı fırında yanında sıcak su dolu bir bardakla) pişirebilirsiniz ya da en az 8, en fazla 12 saat boyunca buzdolabında bekletip pişirebilirsiniz. Buzdolabında kabarmaya bıraktığınız ekmek daha ekşi olacaktır. 
  • Ekmeği pişirmeden yarım saat önce eğer fırının içinde kabarmaya bıraktıysanız çıkartıp mutfağın başka bir köşesine koyun. Dökme demir tencereyi kapağıyla birlikte fırına yerleştirip 250 derecede ısıtmaya başlayın. (Benim tencerem 29 cm çapında) Yarım saatin sonunda fırında kor gibi olmuş tencereyi dikkatlice çıkartıp tezgaha koyun. Hamurun tepesindeki havluyu kaldırın, üzerine buruşturarak eskittiğiniz yağlı kağıdı serip bir kesme tahtasını koyun ve hamuru ters çevirin. Yağlı kağıdın kenarlarından hafifçe kaldırıp tencerenin içine doğru alçaltarak yerleştirin. Hamurun dört bir yanından üçer parmak kadar boşluk bırakarak tam ortasına bir jilet (veya çok keskin bir bıçak) yardımıyla kare şeklinde ve yarım santim derinliğinde bir yarık açın, tencerenin kapağını kapatın ve fırına yerleştirin. Fırının ısısını 225 dereceye indirip 25 dakika boyunca kapağı kapalı, ardından tepesi iyice kahverengileşene kadar, 20-25 dakika boyunca da kapağı açık olarak pişirin.
  • Pişen ekmeği fırından çıkarır çıkarmaz tencereden alıp tel bir ızgaranın üzerine aktarıp soğumaya bırakın.
Chad Robertson’un ve Cafe Fernando’nun deyimiyle, evde ses çıkartan her şeyi kapatıp çıtırtıları yani “ekmeğin şarkısı” dinleyin.

Her lokması Cafe Fernando’ya ithaf edilmiştir. 

Afiyet şeker olsun..

28 Şubat 2019 Perşembe

Bir Ekşi Maya Serüveni



Belki de yıllardır hayalini kurduğum ama bir türlü cesaret edemediğim bir şeydi ekşi maya yapımı. Ekşi maya yapanlardan duyduklarım ve okuduklarım gözümü baya bir korkutmuştu. Evet çoğunun söyledikleri doğruydu. Ekşi maya yapımı meşakkatli bir süreç. Her gün aynı saatte mayanızı beslemeniz ve kurallara harfiyen uymanız gerekiyor. “Beslemek” kavramının iki anlamı var. Birincisi mayayı su ve unla doyurmak, ikincisi ise mayaya ilgi ve alaka göstermek. Buradaki ilgi ve alaka ortamın ısısı, nemi, unun kalitesi, suyun sertliği ve sıcaklığı ile alakalı. Onun dışında malzemesi sadece un ve su. Geri kalanı ise sabırla beklemek.

Bir blog, ekşi maya yapımını “evcil hayvan beslemeye” benzetmiş. Çok yerinde bir benzetme. Evet ekşi maya canlı bir organizma ve evet ekşi mayanızı evcil hayvanınızı besler gibi beslemeniz, onunla ilgilenmeniz gerekiyor. Ben Cafe Fernando’nun tarifini birebir uyguladım. Unu ve suyu mutfak terazisinde ölçtüm. Ne bir gram eksik, ne bir gram fazla kullandım. Bir tek şeye çok fazla müdahale edemedim. Ortamın sıcaklığına ve nemine.

Ekşi maya yapmaya başlamadan önce en az 10 günlük besin ihtiyacını hazır etmekte fayda var. 1 kilo ekmeklik un (beyaz un) ile 1 kilo tam buğday ununu cam kavanozda ağzı kapalı bir şekilde muhafaza etmeniz lazım. İlk seferde sadece tam buğday unu ile ya da çavdar unu ile ekşi maya hazırlamak biraz riskli. Ekmeğiniz sert olabiliyormuş. Ben, evde olan beyaz unu ve Katmer'in taş değirmende öğütülmüş tam buğday ununu kullandım.


İnternete girdiğinizde yüzlerce ekşi maya tarifi bulabilirsiniz. Malzeme un ve su ile sınırlı olsa da bazı tariflerde mayayı beslerken kullandığınız un ve su miktarları değişebiliyor. Hatta mayayı beslemeden önce attığınız miktar bile. O yüzden ben hiç riske girmedim ve bugüne kadar tariflerine sonuna kadar güvendiğim ve asla hayal kırıklığı yaşamadığım Cafe Fernando tarifi ile ekşi maya yapmaya başladım.

İlk gün çok heyecanlı onu söyleyeyim. Heyecandan kasıt, öyle baloncuklar, kabarmalar, kavanozda duramamalar falan değil. Ekşi mayaya başlamanın heyecanı. 


Bazı günler mayada çok fazla bir kıpırdanma olmazken, bazı günler maya baloncuk baloncuk kabarıp coştukça siz de coşuyorsunuz onu da söyleyeyim. Ve gün geliyor “ekşi mayan mutluysa sen de mutlusun” kervanına siz de katılmış oluyorsunuz.


Dediğim gibi ekşi maya canlı bir organizma. Öncelikle, o canlının yaşayacağı yeri belirlemeniz ve temizlemeniz gerekiyor. Kullanacağınız cam kase tepesinde kabaracak kadar yüksekliği olan bir kase ya da kavanoz olmalı. Çok yüksek bir kavanoz olursa mayayı beslerken zorluk yaşayabilirsiniz. 

Ekşi mayanın malzemeleri gibi ekipmanları da çok fazla değil. Cam kase ya da kavanoz, üzerini örtmek için temiz bir mutfak havlusu/mutfak peçetesi ve olmazsa olmaz tahta kaşık. Cam kase ya da kavanozu kaynar su dolu bir kabın içinde biraz bekletip kuruttuysanız ve diğer ekipmanları ayarladıysanız ekşi mayanızın yuvası hazır. 

12 günlük süreçte Cafe Fernando’dan yani sevgili Cenk’ten çok fazla destek aldım. Kendisine sorduğum her soruya sabırla ve içtenlikle cevap verdi. Ve ne mutlu bana ki ekşi maya serüvenim harika sonuçlandı. Mayam çürümedi, çökmedi. Ununu ve ortamını sevdi. Baloncuklar coştu, ekşi maya harika tuttu. Sil baştan başlamak zorunda kalsaydım eğer, tekrar denerdim ondan eminim ama tarife sadık kalınca hayal kırıklığı pek olmuyor inanın.

  
EKŞİ MAYA TARİFİ
Ben, Cafe Fernando’nun tarifinden birebir uyguladım. Cafe Fernando da Chad Robertson’ın "Tartine Bread" adlı kitabından uyarlamış.

1. GÜN
Malzemeler:
- 140 gram (1 su bardağı) ekmek ve tam buğday unu (%50-%50) karışımı
- 140 gram (yaklaşık 1/2 su bardağı + 1 yemek kaşığı) içme suyu, oda sıcaklığında

Yapılışı:
İyice temizlediğiniz cam bir kaseye un karışımını aktarın. Üzerine suyu döküp un parçaları kaybolana dek tahta bir kaşık yardımıyla karıştırın. Kasenin çevresine yapışan hamuru sıyırıp tepesine temiz bir kumaş peçete örtün ve mutfağınızın sıcak, rüzgar almayan bir köşesinde mayalanmaya bırakın. (Kesinlikle kalorifer ya da soba yanına koymayın.)

2. GÜN
Yapılışı:
Ekşi mayayı beslemeden oda sıcaklığında bekletmeye devam edin.

3. GÜN (Ekşi kokular gelmeye başlıyor.)
Malzemeler:
- 125 gram (3/4 su bardağı + 2 yemek kaşığı) ekmek ve tam buğday unu (%50-%50) karışımı
- 125 gram (1/2 su bardağı + 1 tatlı kaşığı) içme suyu, oda sıcaklığında

Yapılışı:
Ekşi mayanın tepesinde oluşan kabuğuyla beraber %80’ini atın. Unu ve suyu ekleyip un parçaları kaybolana dek tahta bir kaşık yardımıyla karıştırın. Kasenin çevresine yapışan hamuru sıyırıp tepesine peçeteyi örtün ve mutfağınızın sıcak, güneş görmeyen bir köşesinde mayalanmaya bırakın. (Kesinlikle kalorifer ya da soba yanına koymayın.)

4. GÜN
Malzemeler:
- 125 gram (3/4 su bardağı + 2 yemek kaşığı) ekmek ve tam buğday unu (%50-%50) karışımı
- 100 gram (yaklaşık 1/3 su bardağı + 1 yemek kaşığı) içme suyu, oda sıcaklığında

Yapılışı:
Ekşi mayanın tepesinde oluşan kabuğuyla beraber %80’ini atın. Unu ve suyu ekleyip un parçaları kaybolana dek tahta bir kaşık yardımıyla karıştırın. Kasenin çevresine yapışan hamuru sıyırıp tepesine peçeteyi örtün ve mutfağınızın sıcak, güneş görmeyen bir köşesinde mayalanmaya bırakın. (Kesinlikle kalorifer ya da soba yanına koymayın.)

5. GÜN (Ekşi koku var ama 3. gün kadar değil.)
Malzemeler:
- 125 gram (3/4 su bardağı + 2 yemek kaşığı) ekmek ve tam buğday unu (%50-%50) karışımı
- 100 gram (yaklaşık 1/3 su bardağı + 1 yemek kaşığı) içme suyu, oda sıcaklığında

Yapılışı:
Ekşi mayanın tepesinde oluşan kabuğuyla beraber %80’ini atın. Unu ve suyu ekleyip un parçaları kaybolana dek tahta bir kaşık yardımıyla karıştırın. Kasenin çevresine yapışan hamuru sıyırın, hamurun ne kadar kabardığını gözlemlemek üzere hamurla aynı seviyede olacak şekilde bir ipi (veya lastiği) kasenin çevresine bağlayın, tepesine peçeteyi örtün ve mutfağınızın sıcak, güneş görmeyen bir köşesinde mayalanmaya bırakın. (Kesinlikle kalorifer ya da soba yanına koymayın.)

6. GÜN (Ekşi koku artık yok, süt kokmaya başlıyor.)
Malzemeler:
- 150 gram (yaklaşık 1 su bardağı + 1 yemek kaşığı) ekmek ve tam buğday unu (%50-%50) karışımı
- 125 gram (1/2 su bardağı + 1 tatlı kaşığı) içme suyu, oda sıcaklığında

Yapılışı:
Ekşi mayanın tepesinde oluşan kabuğuyla beraber %80’ini atın. Unu ve suyu ekleyip un parçaları kaybolana dek tahta bir kaşık yardımıyla karıştırın. Kasenin çevresine yapışan hamuru sıyırın, hamurun ne kadar kabardığını gözlemlemek üzere hamurla aynı seviyede olacak şekilde bir ipi (veya lastiği) kasenin çevresine bağlayın, tepesine peçeteyi örtün ve mutfağınızın sıcak, güneş görmeyen bir köşesinde mayalanmaya bırakın. (Kesinlikle kalorifer ya da soba yanına koymayın.)

7. GÜN
Malzemeler:
- 150 gram (yaklaşık 1 su bardağı + 1 yemek kaşığı) ekmek ve tam buğday unu (%50-%50) karışımı
- 125 gram (1/2 su bardağı + 1 tatlı kaşığı) içme suyu, oda sıcaklığında

Yapılışı:
Ekşi mayanın tepesinde oluşan kabuğuyla beraber %80’ini atın. Unu ve suyu ekleyip un parçaları kaybolana dek tahta bir kaşık yardımıyla karıştırın. Kasenin çevresine yapışan hamuru sıyırın, hamurun ne kadar kabardığını gözlemlemek üzere hamurla aynı seviyede olacak şekilde bir ipi (veya lastiği) kasenin çevresine bağlayın, tepesine peçeteyi örtün ve mutfağınızın sıcak, güneş görmeyen bir köşesinde mayalanmaya bırakın. (Kesinlikle kalorifer ya da soba yanına koymayın.)

8. GÜN
Malzemeler:
- 150 gram (yaklaşık 1 su bardağı + 1 yemek kaşığı) ekmek ve tam buğday unu (%50-%50) karışımı
- 125 gram (1/2 su bardağı + 1 tatlı kaşığı) içme suyu, oda sıcaklığında

Yapılışı:
Ekşi mayanın tepesinde oluşan kabuğuyla beraber %80’ini atın. (Not: 8. günün sonunda kavanozu değiştirme ihtiyacı duydum. Çünkü benim kullandığım cam kavanoz içi geniş ama ağzı dar bir kavanozdu. O yüzden kenarlarını temizlemekte zorlandım. Temiz bir kavanoza geçirdim.) Unu ve suyu ekleyip un parçaları kaybolana dek tahta bir kaşık yardımıyla karıştırın. Kasenin çevresine yapışan hamuru sıyırın, hamurun ne kadar kabardığını gözlemlemek üzere hamurla aynı seviyede olacak şekilde bir ipi (veya lastiği) kasenin çevresine bağlayın, tepesine peçeteyi örtün ve mutfağınızın sıcak, güneş görmeyen bir köşesinde mayalanmaya bırakın. (Kesinlikle kalorifer ya da soba yanına koymayın.)

9. GÜN
Malzemeler:
- 125 gram (3/4 su bardağı + 2 yemek kaşığı) ekmek ve tam buğday unu (%50-%50) karışımı
- 100 gram (yaklaşık 1/3 su bardağı + 1 yemek kaşığı) içme suyu, oda sıcaklığında

Yapılışı:
Ekşi mayanın tepesinde oluşan kabuğuyla beraber %80’ini atın. Unu ve suyu ekleyip un parçaları kaybolana dek tahta bir kaşık yardımıyla karıştırın. Kasenin çevresine yapışan hamuru sıyırın, hamurun ne kadar kabardığını gözlemlemek üzere hamurla aynı seviyede olacak şekilde bir ipi (veya lastiği) kasenin çevresine bağlayın, tepesine peçeteyi örtün ve mutfağınızın sıcak, güneş görmeyen bir köşesinde mayalanmaya bırakın. (Kesinlikle kalorifer ya da soba yanına koymayın.)

10. GÜN ve SONRASI
Malzemeler:
- 125 gram (3/4 su bardağı + 2 yemek kaşığı) ekmek ve tam buğday unu (%50-%50) karışımı
- 125 gram (1/2 su bardağı + 1 tatlı kaşığı) içme suyu, oda sıcaklığında

Yapılışı:
Ekşi mayanız 9. günün sonunda kabarıp çökmeye başladıysa hazır demektir. Eğer aynı şekilde davranmıyorsa birkaç gün daha 9. gündeki besleme programına devam edin. Onun sonrasında oda sıcaklığında bekletecekseniz her gün, buzdolabında saklayacaksanız 3-4 günde bir (hatta haftada bir de olabilir) yukarıdaki miktarlarda besleyerek çok uzun bir süre boyunca yaşatabilirsiniz.

Önemli bir uyarı: Ekşi mayanızı buzdolabına kaldırmadan önce beslemeniz şart. Ve unutmayın buzdolabında beslenen maya güçsüzleşir. O yüzden ekmek yapmadan önce birkaç gün oda ısısında besleyip kuvvetlendirmek gerekiyor. Eskisi gibi kabarıp çökmeye başlayana dek.

Ekşi maya ile ekmek yapmayacak bile olsanız, o mayanın oluşum sürecini gözlemlemek için bile tüm bu zahmete değer.

31 Ekim 2017 Salı

Bir Brownie Yaptım, Kafanı Gömer Uyursun


Eğer bir gün şu anki hayatımdan farklı bir hayat yaşayacaksam; bu, Cafe Fernando’nun yaşadığı hayat gibi olmalı.

Kendisine olan hayranlığım seneler öncesinde başladı. Tariflerindeki asaleti ve mükemmelliği görünce bu hayranlık arttı. İşi gücü bırakıp kendini evde blog ve kitap yazmaya adadığında katlandı. Ve nihayetinde kitabı çıktığında bu hayranlık zirveye ulaştı.

Kitabı daha çıkmadan önce, kitabına vereceğim her kuruşu helal etmiştim. Kitap çıkar çıkmaz sipariş etmiş ve lohusalığımın ilk günlerinde sayfaları karıştırdıkça annemin ve eşimin anlam veremediği tarifsiz bir mutluluk yaşamıştım. 

Peki kimdir bu Cafe Fernando? Adı Cenk Sönmezsoy. Yemek yapmak, yaptıklarını fotoğraflamak ve bunlar hakkında yazmak kadar, yemesinden de çok büyük keyif alan bir yemek meraklısı. İlginç bir adam. Çok iyi yazıyor ve işin sadece yemek tarifi yazmak ve yemek fotoğrafı çekmek olmadığını biliyor. Çok güzel hikayeler anlatıyor. O yüzden yemekle ilgisi olsun, olmasın herkes onu takip ediyor. Hayatında yumurta bile kırmamış, yemek yapmayı bilmeyen okurları var. Çünkü anlattığı hikayeleri seviyorlar.

Bugüne kadar birçok yurtiçi ve yurtdışı basınında yer aldı. Saveur dergisi Dolce&Gabbana için tasarladığı Brownie tarifini “Yılın En İyi Özgün Tatlı Tarifi” seçti. Onun hemen öncesinde, yine Saveur dergisi Cafe Fernando’yu “Yılın En İyi Seyahat Bloğu”, Times gazetesi de Dünyanın En İyi 50 Yemek Bloğu’ndan biri seçti. Restoran önerileri New York Times’ın “2008 Yılı Yemek Başkenti İstanbul” makalesinde yer aldı. Ardından Nick Malgieri’nin Washington Post için hazırladığı bir makalede brownie tarifi ve fotoğrafı yayınlandı. San Francisco Chronicle gazetesinde de yemek yazarı Janet Fletcher için hazırladığı Türk menüsü tarifleri ve fotoğrafları yer aldı. 2008 senesinde Altın Örümcek’de “Yılın Bloğu” seçilen Cafe Fernando, aynı zamanda Saveur ve Gourmet dergilerinin en sevdiği yemek blogları arasında da yer alıyor. 



Bir sürü yemek yazarının hayal bile edemeyeceği ödülleri var. New York Times ve Washington Post’ta çıkmış haberleri var. Times, Cafe Fernando’nun bloğunu, dünyanın en iyi 10 bloğundan biri seçti.

Onca tarifine rağmen hala en sevdiği yemek  annesin karnıyarığı, domatesli pilav ve cacık üçlüsü.


İşte bu Cafe Fernando öyle bir kitap yazdı ki, yazımı tam dört yıl dört ayda tamamlandı. Kitabın İngilizcesi olan The Artful Baker geçtiğimiz haftalarda Amerika’da yayımlandı ve ben en az Cafe Fernando kadar gurur ve mutluluk duydum. Çünkü fazlasıyla hak ediyor.


Cafe Fernando’yu tanıyanlar bilir. Kendisi bir tarifi defalarca deneyip sonrasında blogda paylaşan biridir. Vanilyalı kek tarifi vermiş bile olsa mutlaka o vanilyalı kek mutfağında defalarca pişmiştir. Çünkü Cafe Fernando’nun lügatında tesadüfle elde edilmiş başarıya yer yoktur. Varsa da o tesadüfün arkasında mutlaka sağlam bir deneyim vardır.

Kitabı alalı beri yaklaşık 4 yıl geçti ama ben, sayfalarını huşu içinde karıştırmaktan öteye gidemedim. Kitaplığımın en nadide parçası olan bu kitabı raftan defalarca indirmeme rağmen tarifleri denemeye bir türlü fırsatım olmadı. Belki de cesaretim.

Bir süredir düşündüğüm ve beni telaşa kaptıran bir his içerisindeydim. “Ya yapmak istediklerimi yapmaya ömrüm yetmezse?” diye. Bu his sayesinde kitabı raftan indirdim ve tarifi yapmaya koyuldum. Öncesinde eksik malzemelerimi temin ettim ve birkaç değişiklikle o muhteşem browniyi yaptım.


Brownie tercihiniz nasıldır bilemem ama ben browninin dışı kıtır, içi fazla akışkan olmayan, yoğun çikolata tadını damaktaki her zerreye kadar hissettiren halini seviyorum. İlk seferde içine beyaz çikolata parçaları koyduğum için üzerine ekstra çikolata eritmedim. Belki bir sonraki denemem bol sütlü çikolatayla kaplanmış brownie olur. Tabii ki kitaptaki ilk denemem bu denli enfes olduğundan, diğer tarifleri yapmamdan sıra gelirse..



Cafe Fernando ile ilgili en büyük hayalin nedir diye sorsalar, kendisiyle tanışmak ya da kitabını imzalatmaktan ziyade kendi tariflerimi denemiş olduğunu görmek, eleştirilerini ve layıksam beğenisini duymaktır derim.

MALZEMELER:
  • 300 gr. bitter çikolata (75 grlık 4 paket)
  • 3 yumurta
  • 100 gr. tereyağı
  • 160 gr. toz şeker (1 su bardağı kadar)
  • 140 gr. un (1 su bardağı)
  • ½ çay kaşığı tuz
  • 1 kapsül Dr Oetker vanilya aroması (yoksa eleyin)
  • 1 çay bardağı parçalanmış beyaz çikolata


YAPILIŞI:
  • Fırınınızı 160 derecede ısıtmaya başlayın. 
  • 20 cm’lik kare bir kek kalıbını tereyağı ile ortasını ve kenarlarını yağlayıp içine yağlı kağıt serin. (Yağlı kağıt her kenardan en az 5 cm sarkacak). 
  • Tereyağını bir tencerede eritip ateşten alın. (Sadece eriyene kadar ısıtın, kaynamasın.)
  • İçine bitter çikolataları ekleyip, çikolatalar eriyene kadar spatula ile karıştırın.
  • Mikser kabında yumurtaları ve toz şekeri mikserin en hızlı ayarında 5 dakika çırpın. 
  • İçine yavaş yavaş erimiş tereyağlı çikolatayı ekleyin. 
  • Vanilya aromasını da ekleyerek çırpmaya devam edin. 
  • Mikseri kapatın. 
  • Çok karıştırmamaya dikkat ederek unu ve tuzu da ekleyip spatula ya da tahta kaşıkla karıştırın. (Neden tuz? Çikolatanın tadını keskinleştirmek için)
  • En son parçalanmış beyaz çikolataları da ekleyip fırın kabına boşaltın. 
  • Oldukça yoğun kıvamda bir karışım olacaktır. Spatula ile üzerini düzleyip, fırın kabına eşit yayılmasını sağlayın. 
  • 35-40 dakika kadar pişirip oda sıcaklığında soğumasını bekledikten sonra servis yapın.

Buzdolabında saklama kabının içinde 1 hafta muhafaza edebilirsiniz.

Afiyet şeker olsun..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...